Kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak bilinen 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“Kanun”), 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Kanun ile başta 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”), 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (“İYUK”), 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (“CMK”), 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (“TCK”), 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (“TBK”) ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu (“İİK”) olmak üzere çeşitli kanunlarda önemli değişiklikler yapılmıştır.
Kanun’la getirilen başlıca düzenlemeler ve bunların uygulamaya etkileri aşağıda ele alınmaktadır.
1. KANUN KAPSAMINDAKİ ÖNEMLİ DÜZENLEMELER
BELİRSİZ ALACAK DAVASI KALDIRILMIŞTIR.
Kanun’un hukuk yargılaması bakımından getirdiği en önemli değişikliklerden biri, HMK’nın “Belirsiz alacak davası” başlıklı 107’nci maddesinin yürürlükten kaldırılmasıdır.
Değişiklik öncesinde alacağın miktarını veya değerini davanın açıldığı tarihte tam ve kesin olarak belirlemesi kendisinden beklenemeyen ya da bunun objektif olarak mümkün olmadığı hâllerde davacı, hukuki ilişkiyi ve talep edebileceği asgari miktarı belirterek belirsiz alacak davası açabilmekteydi. Alacak miktarının karşı tarafın verdiği bilgiler veya tahkikat sonucunda belirlenebilir hale gelmesi üzerine davacı, talebini iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın artırabilmekteydi.
Kanun ile bu dava türü kaldırılmış; buna karşılık kısmi davaya ilişkin HMK’nın 109’uncu maddesine yeni bir fıkra eklenmiştir. Yeni düzenleme uyarınca alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği hâllerde davacı, talep sonucunu aynı dava içerisinde bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın ve tahkikat sona erinceye kadar artırabilecektir.
Ayrıca artırılan kısım bakımından zamanaşımının artırım tarihinde değil, davanın açıldığı tarihte kesilmiş sayılacağı açıkça düzenlenmiştir. Böylelikle belirsiz alacak davasının talep artırımı ve zamanaşımı bakımından sağladığı temel hukuki korumalar, kısmi dava bünyesine taşınmıştır.
Bununla birlikte talep artırma hakkının yalnızca bir defa kullanılabilecek olması nedeniyle, artırımın hangi aşamada yapılacağı önem taşımaktadır. Özellikle bilirkişi incelemesine dayalı alacak davalarında, hesaplamaya esas bilgi ve belgeler tam olarak ortaya çıkmadan talebin artırılması, sonradan tespit edilebilecek ilave alacaklar bakımından usulî sorunlara neden olabilecektir.
Geçiş hükmü uyarınca HMK’nın yürürlükten kaldırılan 107’nci maddesi, 31 Temmuz 2026 tarihinden önce açılmış belirsiz alacak davalarında uygulanmaya devam edecektir. Dolayısıyla hâlihazırda derdest olan belirsiz alacak davaları kendiliğinden kısmi davaya dönüşmeyecek; söz konusu davalar bakımından önceki düzenleme geçerliliğini koruyacaktır.
KANUNİ FAİZ ORANI DEĞİŞKEN BİR SİSTEME BAĞLANMIŞTIR.
3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un kanuni faizi düzenleyen 1’inci maddesi Anayasa Mahkemesi’nin munzam zarara ilişkin iptal kararlarına uygun olarak yeniden düzenlenmiştir.
Yeni düzenlemeye göre TBK ve Türk Ticaret Kanunu uyarınca faiz ödenmesi gereken ancak faiz oranının sözleşmeyle belirlenmediği hâllerde kanuni faiz, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (“TCMB”) önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden hesaplanacaktır.
TCMB’nin 30 Haziran günü uyguladığı reeskont oranının, önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan orandan beş puan veya daha fazla farklı olması hâlinde ise yılın ikinci yarısında 30 Haziran tarihindeki reeskont oranının yüzde sekseni uygulanacaktır.
Böylece kanuni faiz sabit bir oran olmaktan çıkarılarak ekonomik koşullara ve TCMB reeskont oranındaki değişikliklere bağlı, dönemsel olarak güncellenebilen bir yapıya kavuşturulmuştur.
TCMB tarafından yayımlanan oranlar dikkate alındığında, 2026 yılının ikinci yarısında esas alınan yüzde 38,75 oranındaki reeskont faizinin yüzde sekseni uyarınca kanuni faiz oranı yıllık yüzde 31 olarak uygulanacaktır.
Sözleşmede geçerli bir faiz oranının kararlaştırıldığı veya özel bir kanunda farklı bir faiz türünün öngörüldüğü hâllerde ise öncelikle ilgili sözleşme veya özel kanun hükmünün değerlendirilmesi gerekecektir.
HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KURUMU YENİDEN DÜZENLENMİŞTİR.
CMK’nın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (“HAGB”) ilişkin hükümleri yeniden düzenlenmiştir.
İki yıl veya daha az süreli hapis cezası ya da adli para cezası bakımından, diğer kanuni şartların da bulunması hâlinde HAGB kararı verilebilecektir. HAGB kararı, müsadereye ilişkin hükümler hariç olmak üzere, kurulan hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmamasını ifade edecektir.
HAGB kararlarına karşı, kanunda istinaf yoluna başvurulamayacağı belirtilen hâller saklı kalmak üzere istinaf yoluna gidilebilecektir. Bölge adliye mahkemesi kararları hakkında ise CMK’nın temyize ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Kanun yolu incelemesi yalnızca HAGB şartlarıyla sınırlı olmayacak; karar ve hüküm hem usul hem de esas yönünden denetlenebilecektir.
İşkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa’nın 17’nci maddesi kapsamında kötü muamele olarak kabul edilebilecek suçlarda HAGB hükümleri uygulanmayacaktır.
DOLANDIRICILIK SUÇLARINDA HESAP VEYA ÖDEME ARACI KULLANDIRANLAR İÇİN CEZA İNDİRİMİ GETİRİLMİŞTİR.
Kamuoyunda Iban mağdurları olarak da tartışılan bu düzenlemeyle TCK’nın 158’inci maddesine eklenen hüküm uyarınca dolandırıcılık suçuna iştirak, haksız menfaat sağlama amacıyla banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarının ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan bilgi veya araçların başkasına verilmesiyle sınırlıysa verilecek ceza yarı oranında indirilecektir.
Düzenleme, hesabını veya ödeme aracını kullandıran kişinin ceza sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmamakta; iştirak katkısının yalnızca kanunda belirtilen kullandırma fiiliyle sınırlı olması hâlinde özel bir indirim öngörmektedir.
HUKUK DAVALARINDA DURUŞMALAR ARASINDAKİ SÜRE ÜÇ AYI AŞAMAYACAKTIR.
HMK’nın 147’nci maddesine eklenen hüküm uyarınca hukuk yargılamasında duruşmalar arasındaki süre kural olarak üç aydan uzun olamayacaktır.
Bilirkişi incelemesinin işin niteliği gereği uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde hâkim, gerekçesini belirtmek suretiyle daha uzun bir süre belirleyebilecektir.
Düzenleme ile hukuk yargılamalarının makul sürede sonuçlandırılması ve dosyaların uzun süre işlem yapılmaksızın beklemesinin önlenmesi amaçlanmaktadır.
HUKUK YARGILAMASINDA BİRLEŞTİRME, AYIRMA VE TEMYİZ HÜKÜMLERİ DEĞİŞTİRİLMİŞTİR
Davaların birleştirilmesine ilişkin HMK’nın 166’ncı maddesinde yapılan değişiklikle, ilk davanın açıldığı mahkemenin birleştirme kararıyla bağlı olması, kararın verilmesine değil kesinleşmesine bağlanmıştır.
Aynı yargı çevresinde bulunan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinin birleştirme kararlarına karşı yalnızca istinaf yoluna başvurulabilecektir. İlk derece mahkemelerinin ayırma kararlarına karşı istinaf, bölge adliye mahkemelerinin birleştirme ve ayırma kararlarına karşı ise ancak esas hükümle birlikte temyiz yoluna gidilebilecektir.
Bununla birlikte birleştirme veya ayırmaya ilişkin hukuka aykırılık, tek başına bölge adliye mahkemesinin hükmü kaldırarak esastan inceleme yapması veya Yargıtayın bozma kararı vermesi için yeterli olmayacaktır.
Bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul ederek yeniden esas hakkında karar vermesi hâlinde bu kararın temyiz edilebilirliği de yeniden düzenlenmiştir. Temyiz yolu değerlendirilirken yalnızca genel temyiz sınırı değil, ilk derece mahkemesi kararı ile bölge adliye mahkemesi kararı arasındaki parasal fark da dikkate alınacaktır.
İDARİ YARGIDA TEK HÂKİMLE GÖRÜLECEK DAVALARIN KAPSAMI GENİŞLETİLMİŞTİR.
2576 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikle, düzenleyici işlemlere karşı açılan davalar hariç olmak üzere konusu 486.000 Türk lirasını aşmayan iptal ve tam yargı davalarının tek hâkimle çözümlenmesi öngörülmüştür.
Ayrıca;
- Uzaklaştırma ve ilişik kesme sonucu doğuranlar hariç olmak üzere öğrencilere verilen disiplin cezaları ile sınıf geçme, not tespiti, yurt, kredi ve burs işlemlerinden,
- Kamu görevlilerine ilişkin geçici görevlendirme, yolluk, lojman ve izin işlemlerinden,
- Kamu görevlilerine verilen uyarma cezalarından,
- Mesleki faaliyeti geçici veya sürekli olarak engellemeyen meslek kuruluşu disiplin cezalarından,
- 2022 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlanmasına ilişkin işlemlerden,
doğan davalar da tek hâkimle görülecektir.
Bu değişiklik, 31 Temmuz 2026 tarihinden sonra açılan davalar bakımından uygulanacaktır.
İDARİ YARGIDA BÖLGE İDARE MAHKEMESİNİN DOSYAYI GERİ GÖNDEREBİLECEĞİ HÂLLER SINIRLANDIRILMIŞTIR.
İYUK’un 45’inci maddesinde yapılan değişiklikle, bölge idare mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak dosyayı yeniden karar verilmek üzere geri gönderebileceği hâller sınırlı olarak sayılmıştır.
Buna göre görevsiz veya yetkisiz mahkeme tarafından karar verilmesi, reddedilmiş veya yasaklanmış hâkimin davaya bakması, dilekçenin reddi gerekirken esasa girilmesi, dosyanın eksik veya yanlış hasımla tekemmül ettirilmesi, talep hakkında karar verilmemesi, gerekli keşif veya bilirkişi incelemesinin yapılmaması ve yapılması gereken duruşmanın yapılmaması gibi hâllerde dosya ilk derece mahkemesine gönderilebilecektir.
Kanunda sayılan hâller dışında kararın kaldırılarak dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi mümkün olmayacak; bölge idare mahkemesinin uyuşmazlığın esası hakkında karar vermesi gerekecektir.
Uyuşmazlığın esası hakkında makul sürede karar verilebilmesi ve dosyanın sürüncemede kalmaması adına bu düzenlemenin uygulamada olumlu sonuçları görülecektir.
BÖLGE İDARE MAHKEMESİNİN YENİDEN VERDİĞİ BAZI KARARLARA KARŞI TEMYİZ YOLU AÇILMIŞTIR.
İYUK’un 46’ncı maddesine eklenen hükümle, aynı maddenin birinci fıkrasında sayılmayan davalarda bölge idare mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak yeniden verdiği kararların, tebliğden itibaren otuz gün içinde Danıştayda temyiz edilebilmesi mümkün hâle getirilmiştir.
Tek hâkimle görülen davalar, 4081 ve 3091 sayılı Kanunlardan kaynaklanan uyuşmazlıklar, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunundan doğan davalar, belirli parasal sınırların altında kalan kararlar ile yalnızca vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin kararlar bu temyiz imkânının dışında bırakılmıştır.
Düzenleme, 31 Temmuz 2026 tarihinden sonra bölge idare mahkemelerince verilen kararlar hakkında uygulanacaktır.
MOLEKÜLER GENETİK İNCELEME VERİLERİNİN SAKLANMASI VE İMHASI DÜZENLENMİŞTİR.
Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu iptal kararına uygun olarak CMK’nın 80’inci maddesinde yapılan değişiklikle moleküler genetik inceleme sonuçlarının kimlik bilgilerinden arındırılmış şekilde özel bir sisteme kaydedilmesi öngörülmüştür.
Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması veya itirazın reddi ile beraat ya da ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi hâllerinde bilgiler derhâl; diğer hâllerde ise mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle Cumhuriyet savcısının huzurunda imha edilecektir.
İlgili kişi, saklama amacının ortadan kalkması veya haklı bir neden bulunması hâlinde bilgilerin daha önce silinmesini hâkim veya mahkemeden talep edebilecektir.
KAÇAK SANIK HAKKINDA YARGILAMA YAPILMASINA İLİŞKİN HÜKÜMLER DEĞİŞTİRİLMİŞTİR.
Kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilecek; ancak daha önce sorgusu yapılmamışsa mahkûmiyet veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyecektir.
Kaçak sanık hakkında güvenlik tedbirine karar verilmesi hâlinde sanık veya müdafii, savunma hakkını kullanmak istediğini bildirerek yargılamanın yenilenmesini talep edebilecektir.
BEDENSEL ZARAR VE DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATLARINDA FAİZ BAŞLANGICI DEĞİŞTİRİLMİŞTİR.
TBK’nın 55’inci maddesine eklenen hükümlerle çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi ile destekten yoksun kalmadan doğan tazminatlarda faiz başlangıcı yeniden düzenlenmiştir.
Zarar görenin veya desteğin kazancının bilindiği döneme ilişkin tazminata haksız fiil veya zarar doğurucu olay tarihinden; kazancın bilinemediği döneme ilişkin tazminata ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz uygulanacaktır.
Ayrıca tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla yapılan ödemeler, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilecektir.
Bu değişiklikler yalnızca 31 Temmuz 2026 ve sonrasında meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğurucu olaylar bakımından uygulanacaktır.
MİRAS YOLUYLA EDİNİLEN TAŞINMAZLARIN SATIŞINDA İLK ARTIRMA MİRASÇILAR ARASINDA YAPILACAKTIR.
İİK’nın 114’üncü maddesinde yapılan değişiklikle, tüm maliklerin taşınmazı miras yoluyla edindiği ve mirasçılar dışında üçüncü bir kişinin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlar bakımından ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmesi hâlinde ilk artırmanın yalnızca malik mirasçılar arasında yapılması öngörülmüştür.
Bu özel artırma usulü yalnızca bir defa uygulanacak ve ilk artırmada teklifin taşınmazın muhammen kıymetinin yüzde yüzünü aşması gerekecektir. Ayrıca en yüksek teklifi vermesine rağmen ihale bedelini süresinde yatırmayan ihale alıcısına, teklif bedelinin yüzde beşi oranında idari para cezası verilmesi öngörülmüş; teminatın iadesi ve satış giderlerinin karşılanmasına ilişkin sonuçlar ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir.
Değişiklikler, 31 Temmuz 2026 tarihinden önce ilan edilmiş açık artırmalar bakımından uygulanmayacaktır.
VESAYET ALTINDAKİ KİŞİLERE AİT MALLARIN SATIŞI ELEKTRONİK ORTAMA TAŞINMIŞTIR.
Türk Medeni Kanunu’nun 440 ve 444’üncü maddelerinde yapılan değişikliklerle vesayet altındaki kişilere ait taşınır ve taşınmazların açık artırma yoluyla satışının UYAP’a entegre elektronik satış portalında gerçekleştirilmesi öngörülmüştür.
Taşınmaz satışlarında ihale, vesayet makamının onamasıyla tamamlanacak ve onama kararının ihale gününden itibaren on gün içinde verilmesi gerekecektir.
Bu hükümler 31 Ekim 2026 tarihinde yürürlüğe girecektir.
2. DİĞER DÜZENLEMELER
Kanun ile ayrıca;
- Noterlik evrakının yetkili mercilerce incelenmesi ve onaylı örneklerin güvenli elektronik imzayla elektronik ortamda gönderilmesi,
- Adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeleri ile belirli yöneticilerin görev süresinin dört yıl olarak belirlenmesi,
- Hâkim ve savcı yardımcılarının eğitim ve sınav usullerinin ayrıntılı biçimde düzenlenmesi,
- Hâkimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda bilirkişiye başvurulmasının uyarma cezasını gerektiren fiiller arasına alınması,
- Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşmaya katılanlar bakımından, ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul ve sulh işlemleri hariç olmak üzere, elle atılan imza şartının kaldırılması,
- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının ceza dairesi kararlarına itiraz süresinin ve bu yöndeki istemde bulunabilecek kişilerin belirlenmesi,
- Danıştayın daire yapısına ilişkin geçiş süresinin uzatılması
konularında da değişiklikler yapılmıştır.
3. YÜRÜRLÜK
Kanun’un;
- Danıştay Kanunu’na ilişkin 3’üncü maddesi, 23 Temmuz 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 31 Temmuz 2026 tarihinde,
- Vesayet altındaki kişilerin mallarının elektronik ortamda satışına ilişkin 11 ve 12’nci maddeleri ile uzaktan duruşmalarda imza şartına ilişkin 22’nci maddesi 31 Ekim 2026 tarihinde,
- Diğer hükümleri ise 31 Temmuz 2026 tarihinde
yürürlüğe girmiştir.
4. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
Sonuç olarak 12. Yargı Paketi, hukuk, idari ve ceza yargılaması başta olmak üzere farklı yargı alanlarında kapsamlı ve uygulamaya doğrudan etki edecek değişiklikler içermektedir. Düzenlemelerin genel olarak Anayasa Mahkemesinin iptal/ihlal kararlarıyla da uyumlu biçimde, yargılamaların hızlandırılması, usul kurallarının sadeleştirilmesi, kanun yolu denetiminin güçlendirilmesi ve uygulamada ortaya çıkan hukuki belirsizliklerin giderilmesi amaçlarına yöneldiği görülmektedir.
Özellikle belirsiz alacak davasının kaldırılmasıyla birlikte dava dilekçelerinin hazırlanması, talep miktarının belirlenmesi, zamanaşımı değerlendirmesi ve talep artırımının zamanlaması bakımından yeni bir uygulama dönemine girilmiştir. Kanun’un geçiş hükümleri uyarınca bazı düzenlemelerin dava açılış tarihi, bazı düzenlemelerin karar, ilan veya zarar doğurucu olay tarihi esas alınarak uygulanacak olması nedeniyle, her uyuşmazlık bakımından yürürlük ve zaman bakımından uygulama koşullarının ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yeni düzenlemelerin yargılama sürelerinin kısaltılmasına ve usul ekonomisinin sağlanmasına katkı sunması beklenmekle birlikte, bazı hükümlerin kapsamı ve mevcut usul kurumlarıyla ilişkisi uygulamada yeni yorum ihtiyacını da beraberinde getirebilecektir. Bu nedenle düzenlemelerin etkinliği; mahkemelerce benimsenecek uygulama, yargı içtihatları ve ikincil düzenlemeler doğrultusunda şekillenecek, yargılamanın hızlandırılması amacı ile hukuki güvenlik ve hak arama özgürlüğü arasındaki dengenin korunması önem taşıyacaktır.
Boşanma ve nafaka konusunda ne değişti?
12. Yargı Paketi hakkında kamuoyunda boşanma, nafaka ve aile hukukuna ilişkin çok sayıda farklı iddia gündeme geldi.
Ancak kamuoyunda tartışılan taslaklar ile yürürlüğe giren nihai düzenlemelerin birbirinden ayrılması gerekiyor. Bu nedenle özellikle nafakanın kaldırıldığı veya boşanma sisteminin bütünüyle değiştirildiği yönündeki değerlendirmelerin, yürürlüğe giren kanun metni üzerinden ele alınması gerekir.
Her dava bakımından etkisi aynı mı?
Hayır.
Yargı paketleriyle yapılan değişikliklerin devam eden davalara, yeni açılacak davalara veya belirli usul işlemlerine etkisi düzenlemenin niteliğine göre farklılık gösterebilir.
Bu nedenle bir davanın 12. Yargı Paketi kapsamında nasıl etkileneceği değerlendirilirken yalnızca haber başlıklarına değil, ilgili kanun hükümlerine ve somut dosyanın durumuna bakılması gerekir.
Sonuç
12. Yargı Paketi, özellikle hukuk yargılamalarının daha hızlı ve etkin yürütülmesine yönelik önemli düzenlemeler içermektedir.
Yeni düzenlemelerin uygulamada nasıl sonuçlar doğuracağı ise mahkemelerin uygulaması ve oluşacak yeni içtihatlarla birlikte daha net şekilde ortaya çıkacaktır.
Bu yazı hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup somut olay bakımından hukuki görüş niteliğinde değildir.

