Boşanma davalarında en çok tartışılan konulardan biri, boşanma sonrasında eşlerden birinin diğerinden yoksulluk nafakası talep edip edemeyeceğidir. Özellikle çalışan veya düzenli bir geliri bulunan eşin nafaka alıp alamayacağı konusunda uygulamada farklı değerlendirmeler yapılabilmektedir.
Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesine göre yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan eş tarafından, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer eşten talep edilebilir.
Burada belirleyici olan yalnızca kişinin bir gelirinin bulunup bulunmadığı değildir. Mahkeme tarafından tarafların ekonomik ve sosyal durumları, gelirleri, yaşam koşulları ve boşanmanın kişinin ekonomik durumuna etkisi birlikte değerlendirilir.
Yargıtay ne dedi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin Mayıs 2026 tarihli kararında, düzenli geliri bulunan eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmesi değerlendirilmiştir. Yargıtay, somut olayda kişinin düzenli gelirinin bulunması ve ekonomik koşulları dikkate alındığında yoksulluk koşulunun oluşmadığı sonucuna vararak yerel mahkeme kararını bozmuştur. (AA)
Bu karar, düzenli geliri bulunan her kişinin hiçbir koşulda yoksulluk nafakası alamayacağı anlamına gelmemektedir. Nafaka konusunda her dosyanın kendi koşulları içerisinde değerlendirilmesi gerekir.
Nafaka değerlendirilirken nelere bakılır?
Mahkeme tarafından tarafların;
- Düzenli gelirleri,
- Çalışma durumları,
- Ekonomik ve sosyal durumları,
- Malvarlıkları,
- Yaşam standartları,
- Boşanma sonrasında ortaya çıkacak ekonomik koşulları
gibi unsurlar birlikte değerlendirilir.
Dolayısıyla yalnızca “çalışıyor” veya “çalışmıyor” şeklindeki tek bir ölçüt üzerinden nafaka konusunda kesin bir sonuca varılması doğru değildir.
Sonuç
Yoksulluk nafakası, boşanma sonrasında taraflardan birinin ekonomik olarak diğerine göre dezavantajlı duruma düşmesini önlemeye yönelik bir hukuki kurumdur. Ancak nafaka talebinin kabul edilip edilmeyeceği, tarafların somut ekonomik koşullarına göre belirlenir.
Bu nedenle boşanma davası öncesinde tarafların gelir, malvarlığı ve yaşam koşullarının birlikte değerlendirilmesi, olası nafaka taleplerinin doğru şekilde ortaya konulması açısından önem taşır.
Bu yazı hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup somut olay bakımından hukuki görüş niteliğinde değildir.

